26 Kasım 2026, Perşembe gecesi. Saat on bire geliyor. Bir e-ticaret sahibi mutfak masasında, dizüstü bilgisayarında reklam panelini açmış. Yarın Efsane Cuma. Üç haftadır bu günü bekliyor. Ürünlerde yüzde 40 indirim hazır, görseller hazır, bütçe iki katına çıkarılmış.
Ekrana bakıyor ve bir şey tuhaf geliyor. Bin gösterim maliyeti geçen ayın neredeyse iki katı. Tıklama başına maliyet de öyle. Sepete ekleme var ama satın alma yok. Bütçe akıyor, sipariş gelmiyor.
O an aklından geçen cümle şu: "Herkes indirim yapıyor, ben daha fazla indirim yapmalıyım."
Bu yazı o cümle hakkında. Çünkü o gece masadaki kişinin sorunu indirimin az olması değildi. Sorun, Kasım'a Kasım'da hazırlanmaya başlamasıydı. Yıl sonu pazarlama planı dediğimiz şey, aslında Ekim'de yapılan işlerin listesidir; Kasım sadece o işlerin hasat edildiği aydır. Peki Ekim'in son günlerindeyken, önünüzde kalan on haftayı nasıl planlarsınız ki o gece siz de aynı ekrana bakmayasınız?
Son çeyrekte neden herkes aynı anda bağırıyor
Bu tabloyu tanıyorsunuz. Yıl boyunca işler fena gitmiyor. Reklam bütçesi makul, gelen siparişler belli bir düzende. Sonra Ekim biterken bir telaş başlıyor. Rakiplerden e-postalar düşmeye başlıyor. Büyük pazar yerleri ana sayfalarını kırmızıya boyuyor. Instagram'da her üç gönderiden biri "Sadece bugün" diyor.
Ve siz de bir şey yapmanız gerektiğini hissediyorsunuz. Hem de hemen.
Bu telaşın arkasında büyüyen bir pazar var. Ticaret Bakanlığı'nın ETBİS verilerine dayanan açıklamasına göre Türkiye'de e-ticaret hacmi 2025'te yüzde 52,2 artışla 4 trilyon 567 milyar liraya ulaştı. Pasta büyüyor, doğru. Ama o pastadan pay almak isteyen herkes, en büyük dilimi aynı haftada kesmeye çalışıyor.
Bu his çok normal. Son çeyrek, yılın geri kalanından farklı bir psikolojiyle yaşanıyor. Hedefler kapanacak. Yılbaşı stoku elde kalmasın istiyorsunuz. Ekip "bu yıl nasıldı" diye bakacak. Kasım'ı kaçırmak, yılı kaçırmak gibi geliyor.
Altında daha sessiz bir korku da var: kalabalıkta kaybolmak. Herkes bağırırken sesiniz duyulmayacak diye endişeleniyorsunuz. O yüzden çözümü sesi yükseltmekte arıyorsunuz. Daha büyük indirim, daha büyük bütçe, daha çok reklam.
Ama kalabalık bir odada bağırarak dikkat çekmeye çalışan herkes aynı şeyi yaşar. Oda daha da gürültülü olur, kimse kimseyi duymaz.
Bu yazının geri kalanı o insanları nasıl toplayacağınız, bütçeyi buna göre nasıl böleceğiniz ve kampanya bittiğinde onları nasıl elinizde tutacağınız hakkında.
Herkesin doğru sandığı fikir: "Kasım indirim ayıdır, büyük indirim yapan kazanır"
Ezberi açıkça masaya koyalım.
Kasım indirim ayıdır. Müşteri indirim bekler. İndirim yapmazsanız satış olmaz. Rakip yüzde 30 yapıyorsa siz yüzde 40 yapmalısınız. En büyük indirimi veren en çok satar, en çok satan da kazanır.
Kulağa mantıklı geliyor. Hatta matematiksel bile geliyor. Fiyat düştükçe talep artar, değil mi?
Kısmen doğru. Fiyat düşünce talep artar. Ama bu cümlede iki şey eksik. Birincisi, artan talebin size ne kadara mal olduğu. İkincisi, o talebin kime gittiği.
Basit bir hesap yapalım. 1.000 TL'ye sattığınız bir ürünün size maliyeti 600 TL olsun. Her satışta 400 TL brüt kâr bırakıyor. Şimdi yüzde 30 indirim yapıyorsunuz. Ürün 700 TL'ye satılıyor, maliyet hâlâ 600 TL. Satış başına kârınız 100 TL'ye düştü.
Yani eskiden bir satışla kazandığınız parayı kazanmak için artık dört satış yapmanız gerekiyor. Dört kat daha fazla sipariş. Dört kat daha fazla paketleme, dört kat daha fazla kargo, dört kat daha fazla müşteri hizmetleri mesajı. Ve bu hesapta reklam maliyeti henüz yok.
Şimdi o reklam maliyetini ekleyin. Bir satışı getirmek için reklama 150 TL harcıyorsanız, indirimli satışta her siparişte 50 TL zarar ediyorsunuz. Ne kadar çok satarsanız o kadar çok kaybediyorsunuz.
"Ama müşteri indirim bekliyor" diyebilirsiniz. Haklısınız, bekliyor. Peki hangi müşteri? Sizi hiç tanımayan, Kasım'da ilk kez karşısına çıktığınız biri mi? O kişi sizi en ucuz seçenekle karşılaştırır. Fiyatta yarışırsınız. Büyük pazar yerleriyle, stok eritmek için zararına satan büyük oyuncularla aynı ringe çıkarsınız.
Bir de sizi Ekim'den beri takip eden, e-postanızı açan, ürününüzü sepetine atıp bekleyen biri var. O kişi zaten sizi seçmiş. Sadece bir sebep bekliyor. Ona yüzde 40 indirim gerekmeyebilir. Bir hediye, bir öncelik, "sizin için ayırdık" diyen bir e-posta yetebilir.
Kasım'da kazanan, en büyük indirimi yapan değil. Kasım'da kazanan, Kasım geldiğinde kime satacağını zaten bilen kişidir.
Yıl sonunda reklam neden pahalanır: açık artırmanın basit mantığı
O gece reklam panelindeki maliyetin neden iki katına çıktığını anlamak için reklam platformlarının nasıl çalıştığına kısaca bakmak gerekiyor. Merak etmeyin, teknik değil.
Meta, reklam gösterimini bir açık artırmayla belirliyor. Meta'nın kendi yardım sayfasına göre birine reklam gösterme fırsatı her doğduğunda bir açık artırma yapılıyor ve o kişiyi hedef kitlesine dahil etmiş bütün reklamlar bu açık artırmaya giriyor. Kazanan, "toplam değeri" en yüksek reklam. Toplam değer de üç şeyden oluşuyor: reklamverenin teklifi, o kişinin reklamla etkileşime girme ya da dönüşme ihtimaline dair tahmin ve reklamın kalitesi.
Şimdi bunu Kasım'a uygulayın.
Yıl boyunca sizin hedef kitlenizdeki bir kadın, belki on markanın açık artırmasına giriyor. Kasım'ın son haftasında aynı kadın için yüzlerce marka yarışıyor. Kozmetik markası, ayakkabıcı, elektronik mağazası, kitapçı. Hepsi aynı gece, aynı kişiye, aynı ekranda görünmek istiyor. Gösterilebilecek reklam alanı neredeyse aynı, onu isteyen marka sayısı katlanıyor.
Sonuç basit: aynı gösterim için daha fazla ödersiniz. Bu bir ceza değil, kalabalığın doğal sonucu.
Peki bu mantıkta küçük bir markanın şansı yok mu? Var. Meta'nın aynı sayfadaki cümlesi önemli: tahmini etkileşim oranı ve reklam kalitesi birlikte reklamın alaka düzeyini ölçüyor ve kişiye daha alakalı olan bir reklam, daha yüksek teklif veren reklamları açık artırmada geçebiliyor.
Yani teklif tek değişken değil. Sizi zaten tanıyan, sitenizi ziyaret etmiş, videonuzu izlemiş birine reklam gösterdiğinizde "bu kişi dönüşür mü" tahmini yükseliyor. Sizi hiç görmemiş birine kıyasla aynı parayla daha çok şey alıyorsunuz.
Burada asıl çıkarım şu: Kasım'da reklam maliyetini kontrol edemezsiniz. Ama kime reklam gösterdiğinizi kontrol edebilirsiniz. Ve o kitleyi Kasım'da değil, Ekim'de ve Kasım'ın ilk haftalarında, reklamın görece sakin olduğu günlerde kurarsınız.
Asıl yarış Ekim'de: sizi tanıyan insanlara satmak
Şöyle düşünün. Bir düğün salonunu kiralamak istiyorsunuz. Haziran'da, düğün sezonunun ortasında aradığınızda ya yer yoktur ya fiyat uçmuştur. Şubat'ta aradığınızda pazarlık bile yapabilirsiniz. Salon aynı salon. Değişen, kaç kişinin aynı anda onu istediği.
Reklam da böyle. Kasım'ın son haftasında soğuk bir kitleye ulaşmak, Haziran'da düğün salonu kiralamak gibi. Ekim'de aynı kişiye bir video göstermek, Şubat'ta salonu tutmak gibi.
O yüzden son çeyreği tek bir kampanya olarak değil, bir huni olarak düşünün. Eğer dönüşüm hunisi kavramına aşinaysanız tanıdık gelecek: önce insanlar sizi fark eder, sonra ilgilenir, sonra güvenir, sonra satın alır. Kasım'ın son haftası huninin en dar ucu. Ama en dar ucuna kimin geleceği, en geniş ucunda Ekim'de kime dokunduğunuzla belirleniyor.
Çoğu marka Kasım'da huninin dar ucuna geniş ucun parasını harcıyor. Yani tanımadığı insanlara, en pahalı haftada, "hemen al" diyor. Bu, tanıştığınız ilk gün evlenme teklif etmek gibi. Bazen işe yarar. Çoğu zaman garip karşılanır.
Bu örnekte sihirli bir şey yok. Sadece sıralama değişmiş. Önce tanıştırmış, sonra davet etmiş, en son satmış.
Yıl sonu bütçesini dört döneme bölmek
Şimdi en pratik kısma gelelim: para nereye gidecek?
Son çeyrek bütçesini tek bir kalem olarak düşünürseniz, büyük ihtimalle Kasım'ın son haftasına yığılır. Çünkü telaş orada. Bunun yerine bütçeyi dört döneme bölün. Her dönemin işi farklı, ölçtüğünüz şey de farklı.
1. Isınma dönemi (Ekim sonu, Kasım'ın ilk haftası)
Amaç satış değil, tanınmak. Hikâye anlatan, ürünü yapılırken gösteren, bir sorunu çözen içerikler. Reklam bu dönemde görece daha sakin bir açık artırmaya giriyor, aynı parayla daha geniş bir kitleye ulaşıyorsunuz.
Burada ölçtüğünüz şey sipariş değil. Video izlenme oranı, site ziyareti, profil ziyareti, kaydetme. Ekipten biri "bu reklam hiç satış getirmedi" derse, doğru söylüyordur. Getirmesi gerekmiyordu.
2. Kitle biriktirme dönemi (Kasım'ın ikinci ve üçüncü haftası)
Isınma döneminde size dokunan insanları bir adım öteye taşıyorsunuz. Siteye gelenleri, videonun büyük kısmını izleyenleri, Instagram'da etkileşime girenleri yeniden pazarlama kitlelerinde topluyorsunuz. En önemlisi, onları e-posta listenize ya da "erken erişim" listenize davet ediyorsunuz.
Burada ölçtüğünüz şey liste büyüklüğü ve yeniden pazarlama kitlesinin hacmi. "Kaç kişi bize Kasım'ın son haftasında tekrar ulaşma izni verdi?" sorusu.
3. Satış dönemi (Kasım'ın son haftası, Cyber Monday dahil)
Bütçenin en büyük kısmı burada harcanıyor ama artık neredeyse tamamı sıcak kitleye gidiyor. E-posta listesi, site ziyaretçileri, sepette ürün bırakanlar, video izleyenler. Soğuk kitleye bu hafta küçük bir pay kalıyor, çünkü o kitleye ulaşmak en pahalı olduğu hafta.
Burada ölçtüğünüz şey nihayet satış. Ama ciro değil, kâr. Reklam harcamasının getirisini sipariş başına net kârla birlikte okuyun.
4. Sonrası (Aralık ve Ocak'ın ilk haftaları)
Kampanya bitince bütçeyi sıfırlamayın. Yeni gelen müşteriye ikinci alışverişi yaptırmak, ilk alışverişi yaptırmaktan neredeyse her zaman daha ucuzdur. Yılbaşı hediyesi arayanlar Aralık boyunca alışverişe devam ediyor. Bu dönemin işi, Kasım'da kazandığınız insanları müşteriye, müşteriyi tekrar gelen müşteriye çevirmek.
"Ama Kasım'ın son haftasına yarıdan azını mı ayırıyorum?" diye düşünüyor olabilirsiniz. Evet. Çünkü o haftaya giren paranın verimi, önceki haftalarda yaptığınız işe bağlı. Isınmayı ve biriktirmeyi atlayıp bütün bütçeyi son haftaya koymak, tohum ekmeden hasat için traktör kiralamak gibi.
Kampanya öncesi yeniden pazarlama kitlesi ve e-posta listesi biriktirmek
Bu bölüm yazının kalbi. Çünkü Kasım'daki bütün farkı yaratan şey, Kasım'dan önce elinizde olan iki varlık: yeniden pazarlama kitleniz ve e-posta listeniz.
İkisi arasında önemli bir fark var. Yeniden pazarlama kitlesi platformun elinde. O kitleye ulaşmak için yine açık artırmaya girmeniz, yine Kasım fiyatını ödemeniz gerekiyor; sadece daha avantajlı bir konumdan. E-posta listesi ise sizin elinizde. Efsane Cuma sabahı on bin kişiye e-posta göndermenin maliyeti, Salı sabahı göndermenin maliyetiyle aynı.
Listeyi nasıl büyütürsünüz
İnsanlar e-posta adreslerini bedavaya vermiyor. Karşılığında bir şey bekliyorlar. Ama o şeyin indirim kodu olması şart değil.
- Erken erişim: "Yılbaşı koleksiyonunu listedekiler bir gün önce görecek." Bedeli size sıfır, değeri müşteri için gerçek.
- Sınırlı stok uyarısı: "Bu ürün sınırlı sayıda üretiliyor, stok açıldığında ilk sizin haberiniz olsun."
- İşe yarar bir rehber: Bir kahve markası için "Evde filtre kahve demlemenin 5 hatası", bir cilt bakımı markası için "Kış aylarında cilt bakım rutini" gibi kısa bir PDF.
- Hediye rehberi: "Babana, kız kardeşine, iş arkadaşına ne alınır?" Yılbaşı öncesinde insanlar gerçekten bunu arıyor.
Onay meselesini atlamayın
Türkiye'de ticari e-posta ve SMS göndermenin bir kuralı var. 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 6'ncı maddesine göre ticari elektronik iletiler alıcılara ancak önceden onayları alınmak kaydıyla gönderilebiliyor. Kayıt formunuzda bu onayı açıkça alın. Kasım'ın ortasında eski bir müşteri listesini bulup izinsiz kampanya maili atmak, hem yasal risk hem de markanıza güveni zedeleyen bir hareket.
Yeniden pazarlama kitlesini nasıl hazırlarsınız
Isınma döneminde yayınladığınız her içerik, bir kitle kaynağı. Meta'da video izleyicileri, Instagram profiliyle etkileşime girenler, site ziyaretçileri gibi özel hedef kitleler oluşturabilirsiniz. Önemli olan bu kitleleri Kasım'ın son haftasından önce, yeterince büyümüş halde hazır bulundurmak.
Pratik bir yöntem: kitleleri sıcaklığa göre ayırın. Sepete ürün ekleyip almayanlar en sıcak kitle. Ürün sayfasını görüntüleyenler bir derece daha soğuk. Videonuzu izleyenler daha da soğuk ama sizi tanıyor. Her birine farklı mesaj göstereceksiniz; bu konuya kreatif planında döneceğiz.
İndirim yerine değer: paket, hediye, öncelikli erişim
"Tamam, kitle hazır. Ama Kasım'da indirim yapmazsam rakiplerin gerisinde kalmaz mıyım?"
İndirimi tamamen yasaklamıyorum. Bazı ürünlerde, bazı durumlarda mantıklı. Elinizde fazla stok varsa, sezon değişiyorsa, ürün eskiyorsa indirim akıllıca bir karar olabilir. Ama varsayılan cevap olmamalı.
Çünkü indirimin bir de görünmez maliyeti var: fiyatınızın gerçekte ne olduğunu müşteriye yeniden öğretiyor. Her Kasım yüzde 40 indirim yapan bir markanın ürününü kimse Ekim'de tam fiyata almaz. Neden alsın? Bekler.
Değer sunmanın birkaç yolu:
Paket
Ürünleri bir araya getirip tekil alımdan daha avantajlı bir fiyatla sunun. Bir kahve markası çekirdek kahve, öğütücü ve bir kupa bir arada. Müşteri tasarruf ettiğini hissediyor, siz sepet tutarını yükseltiyorsunuz. En önemlisi, tek bir ürünün fiyatını düşürmüş olmuyorsunuz; o ürünün fiyat algısı zarar görmüyor.
Hediye
Belirli bir tutarın üzerindeki alışverişe küçük ama gerçekten işe yarar bir hediye. Hediyenin size maliyeti ile müşterideki algılanan değeri arasındaki fark burada sizin lehinize çalışır. Size 50 TL'ye mal olan bir ürün, müşterinin gözünde 150 TL değerinde olabilir. Aynı 50 TL'yi indirim olarak verseniz, müşteri onu 50 TL olarak görür.
Öncelikli erişim
Listedeki insanlara kampanyayı bir gün önce açın. 26 Kasım Perşembe akşamı, herkes Cuma'yı beklerken. Bu hem listeye katılmanın somut bir ödülü hem de stok sınırlıysa en sadık müşterilerinizin eli boş kalmamasının yolu.
Ücretsiz hizmet
Ücretsiz hediye paketi, kişiye özel not, uzatılmış iade süresi, ücretsiz kurulum. Yılbaşı alışverişinde bunlar fiyattan bile önemli olabilir, çünkü insanlar kendileri için değil başkası için alıyor ve hediyenin "doğru" görünmesini istiyor.
Burada insan psikolojisine dair küçük bir gözlem var. İnsanlar indirimi unutur. Ne kadar ödediklerini birkaç hafta sonra hatırlamazlar. Ama kutuyu açtıklarında içinden beklemedikleri bir şey çıktığını hatırlarlar. Marka sadakati çoğu zaman tam bu küçük, beklenmedik anlarda doğar.
İndirim reklamı yapacaksanız: 1 Ağustos 2026'dan beri kural değişti
İndirim yapmaya karar verdiyseniz, bu yıl bilmeniz gereken bir değişiklik var.
1 Şubat 2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan ve 1 Mart 2022'de yürürlüğe giren değişiklikle, Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği'nde indirimden önceki fiyat, indirimin uygulandığı tarihten önceki 30 gün içindeki en düşük fiyat olarak belirlenmişti. Amaç, fiyatı kısa süreliğine şişirip "yüzde 50 indirim" yazmanın önüne geçmekti.
Bu kural 2026'da güncellendi. 1 Temmuz 2026 tarihli ve 33297 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan ve 1 Ağustos 2026'da yürürlüğe giren değişiklikle şu hükümler geldi:
- Süre 10 güne indi: Mal satışına ilişkin reklamlarda indirimden önceki fiyat, indirimin başlangıç tarihinden önceki 10 gün içinde uygulanan en düşük fiyat. Meyve ve sebze gibi çabuk bozulan mallarda ve hizmetlerde, indirimli fiyattan bir önceki fiyat esas alınıyor.
- Her kanal kendi fiyatıyla: Bir satış kanalında uygulanan fiyat, başka bir kanaldaki indirimli satış için esas alınamıyor. Yani mağazadaki fiyatı gösterip web sitesinde "indirim" yazamazsınız; her kanalın kendi geçmiş fiyatı geçerli.
- Sadakat programları ve koşullu satışlar da kapsamda: Tüketicinin kolayca erişebildiği sadakat programlarına ve "şunu alana bu" türü koşullu satış reklamlarına da indirim hükümleri uygulanıyor.
Aynı değişiklik influencer reklamlarında "Reklam" ya da "Tanıtım" ibaresini ve yapay zekâyla üretilen dijital karakterlerin açıkça belirtilmesini de düzenliyor. Kasım kampanyanızda influencer iş birliği varsa, bu kısmı da gözden geçirin.
Kreatif planı: dört dönem, dört farklı mesaj
Çoğu markanın son çeyrek kreatif planı tek bir görselden ibaret: büyük, kırmızı bir yüzde işareti. Ekim'de de, Kasım'da da, Aralık'ta da aynı şey.
Ama ısınma dönemindeki birine "yüzde 30 indirim" demek, henüz adınızı bilmeyen birine fiyat konuşmak demek. Her döneme kendi mesajını verin.
- Isınma kreatifleri: Ürünün nasıl yapıldığı, kimin yaptığı, hangi sorunu çözdüğü. Atölye görüntüleri, müşteri hikâyeleri, kısa "nasıl kullanılır" videoları. Fiyat yok, kampanya yok.
- Biriktirme kreatifleri: Davet. "Yılbaşı koleksiyonu geliyor, listeye katılın." "Sınırlı üretim, ilk haber sizin olsun." Geri sayım başlıyor ama hâlâ fiyat konuşmuyorsunuz.
- Satış kreatifleri: Net teklif, net süre. Ne alıyorum, ne kadar, ne zamana kadar. Sepette ürün bırakan kişiye o ürünü gösterin. Video izleyen kişiye videodaki ürünü gösterin. Genel bir "her şey indirimde" görseli yerine kitleye göre değişen teklifler.
- Sonrası kreatifleri: Teşekkür, kullanım ipucu, yorum isteği. Aralık'ta hediye rehberi ve "son kargo tarihi" hatırlatması. Ocak'ta ikinci alışverişe davet.
Kreatif planını bir içerik takvimi olarak düşünmek işinizi kolaylaştırır. Hangi gün hangi kanaldan hangi mesaj çıkacak, önceden yazılı olsun. Kasım'ın son haftası, "bugün ne paylaşsak" diye düşünmek için en kötü zamandır.
Stok, kargo ve müşteri hizmetleriyle konuşmadan kampanya açmayın
Pazarlama ekibinin en sık unuttuğu şey, kampanyanın pazarlamada bitmediği. Reklam bir söz veriyor. O sözü depo, kargo ve müşteri hizmetleri tutuyor.
Bir düşünün. Efsane Cuma'da güzel bir kampanya yaptınız, beklediğinizden fazla sipariş geldi. Sonra ürünlerin bir kısmının stokta olmadığı ortaya çıktı. Siparişler bir hafta geç kargoya verildi. Müşteri hizmetlerine yüzlerce mesaj geldi, cevap üç gün sürdü. Kasım'da kazandığınız müşteriyi Aralık'ta kaybettiniz. Üstüne bir de kötü yorum aldınız.
Kampanya planını çıkarmadan önce şu soruları cevaplayın:
- Stok: Kampanyaya giren her üründen ne kadar var? Beklenen satışın ne kadarını karşılıyor? Biten ürün siteden otomatik kalkıyor mu?
- Kargo: Anlaştığınız kargo firması yoğun dönemde ne kadar gecikme öngörüyor? Siparişi kaç günde paketleyebiliyorsunuz? Müşteriye söylediğiniz teslimat süresi gerçekçi mi?
- Müşteri hizmetleri: Kampanya haftasında mesajlara kim, ne kadar sürede cevap verecek? Sık sorulan sorular (iade, değişim, kargo takibi) için hazır cevaplar yazılı mı?
- Yılbaşı son sipariş tarihi: 31 Aralık'tan önce teslim edilmesi gereken hediye siparişleri için son sipariş gününü kargo firmanızla konuşup belirleyin ve açıkça duyurun.
Haftalık örnek takvim: 26 Ekim'den Ocak ortasına
Aşağıdaki takvim, yazının okunduğu Ekim'in son haftasından başlıyor. Tarihler 2026 takvimine göre: 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Perşembe, 11 Kasım Çarşamba, Efsane Cuma / Black Friday 27 Kasım Cuma, Cyber Monday 30 Kasım Pazartesi, yılbaşı gecesi 31 Aralık Perşembe. Sektörünüze göre uyarlayın; yılın bütün özel günlerini görmek için özel günler takvimine bakabilirsiniz.
| Hafta | Önemli gün | Dönem | Yapılacaklar | Ölçülecek şey |
|---|---|---|---|---|
| 26 Ekim ile 1 Kasım | 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı (Perşembe) | Isınma | Bayrama yakışan, satış kokmayan bir paylaşım. Hikâye ve "nasıl yapılır" videolarını yayına alın. E-posta kayıt formunu ve erken erişim sayfasını açın. | Video izlenme, site ziyareti |
| 2 ile 8 Kasım | Isınma | Isınma videolarını geniş kitleye gösterin. Hoş geldin e-postasını kurun. Stok ve kargo toplantısını yapın. | Yeni e-posta kaydı, kitle büyüklüğü | |
| 9 ile 15 Kasım | 11.11 (Çarşamba) | Biriktirme | Listeye özel küçük bir 11.11 teklifiyle kreatif ve teklif testi. Yeniden pazarlama kitlelerini sıcaklığa göre ayırın. | Test sonuçları, liste büyümesi |
| 16 ile 22 Kasım | Biriktirme | Geri sayım başlıyor. "Listedekiler bir gün önce görecek" duyurusu. Satış kreatiflerinin son hâli. Müşteri hizmetleri hazır cevapları. | Erken erişim kaydı | |
| 23 ile 29 Kasım | 26 Kasım erken erişim, 27 Kasım Efsane Cuma | Satış | Perşembe akşamı listeye erken erişim. Cuma ve hafta sonu sıcak kitlelere reklam. Gerekiyorsa Google Ads'de kısa süreli sezonsallık ayarlaması. Stok takibi saat saat. | Net kâr, sipariş başına reklam maliyeti |
| 30 Kasım ile 6 Aralık | 30 Kasım Cyber Monday | Satış ve kapanış | Pazartesi son gün hatırlatması, sonra kampanyayı net kapatın. Teşekkür e-postası, kargo bilgilendirmesi. | Kampanya toplam kârı |
| 7 ile 13 Aralık | Sonrası | Teslim alan müşterilerden yorum isteyin. Yılbaşı hediye rehberini yayınlayın. | Yorum sayısı, tekrar ziyaret | |
| 14 ile 20 Aralık | Sonrası | Yılbaşı son sipariş tarihini duyurun. Hediye paketi ve kişisel not seçeneğini öne çıkarın. | Hediye siparişleri | |
| 21 ile 27 Aralık | Sonrası | Son sipariş günü hatırlatması. Kargoya yetişmeyecekler için dijital hediye kartı. | Hediye kartı satışı | |
| 28 Aralık ile 3 Ocak | 31 Aralık yılbaşı | Sonrası | Satış değil teşekkür: yılın özeti, müşterilere içten bir mesaj. | E-posta açılma |
| 4 ile 10 Ocak | Sadakat | Kasım'da ilk kez alanlara ikinci alışveriş daveti. İade ve değişim süreçlerini hızlı kapatın. | Tekrar satın alma oranı |
Bu tabloyu çıktı alıp duvara asın. Ciddiyim. Kasım'ın son haftasında karar vermek zorunda kalacağınız şeylerin çoğunu şimdiden kararlaştırmış olacaksınız.
Kampanya sonrası: Aralık ve Ocak'ta asıl kâr nerede
Kampanya bitti, siparişler gitti. Çoğu marka bu noktada nefes alıp bir sonraki büyük güne kadar sessizleşiyor.
Oysa son çeyreğin en kârlı fırsatı tam burada. Kasım'da yüzlerce, belki binlerce yeni müşteri kazandınız. Bu insanları bulmak için en pahalı haftada reklam parası ödediniz. Şimdi onlara tekrar ulaşmak neredeyse bedava: e-posta adresleri elinizde, sizi tanıyorlar, ürününüzü kullanıyorlar.
Bir soru sorun kendinize: Kasım'da ilk kez alışveriş yapan biri, sizden ikinci kez alışveriş yaparsa, ilk siparişte ödediğiniz reklam maliyeti ne olur? İki siparişe bölünür. Üçüncü siparişte üçe. Müşteri edinme maliyeti, müşteri kaldıkça küçülür.
Aralık ve Ocak için birkaç somut adım:
- Teslimattan birkaç gün sonra bir kullanım e-postası: Ürünü en iyi nasıl kullanacakları, bakımı, ipuçları. Satış yok.
- Yorum isteği: Memnun müşterilerden yorum istemek, bir sonraki kampanyanın reklamını şimdiden yazmaktır.
- Yılbaşı hediye rehberi: Kasım'da kendine alan, Aralık'ta başkasına alabilir.
- Ocak'ta ikinci alışveriş daveti: Ocak çoğu sektörde sakin geçen bir aydır. Kasım müşterilerine özel, küçük bir teşekkür teklifi bu sessizliği doldurur.
- 31 Aralık'ta satış yapmayan bir mesaj: Yılın sonunda müşterilerinize sadece teşekkür eden bir e-posta. Kulağa naif gelebilir. Ama gelen kutusunda "SON ŞANS" başlıklı onlarca e-postanın arasında, hiçbir şey istemeyen tek e-posta sizinki olur.
Yıl sonu pazarlama planında en sık yapılan hatalar
- Kasım'a Kasım'da başlamak. Isınmayı ve biriktirmeyi atlayıp bütün bütçeyi son haftaya koymak. Kasım'ın son haftasına soğuk kitleyle girmek, en pahalı fiyattan tanışma ücreti ödemek demek.
- Ciroya bakıp kâra bakmamak. "Kasım'da rekor kırdık" cümlesi, kâr hesabı yapılmadan kurulduğunda tehlikeli. Rekor ciro ile başa baş kâr aynı ayda yaşanabilir.
- Her ürüne aynı indirimi uygulamak. Marjı yüksek ürünle düşük ürüne aynı yüzdeyi vermek, bazılarında zararına satmak demek. İndirim yapacaksanız ürün bazında hesaplayın.
- Fiyatı şişirip indirim göstermek. Hem müşteri fark ediyor hem de 1 Ağustos 2026'dan beri geçerli 10 günlük kurala doğrudan aykırı.
- Operasyonu unutmak. Stok, kargo ve müşteri hizmetleri hazır olmadan reklam açmak.
- Kampanya bitince susmak. Kasım'da kazanılan müşteriyi Aralık'ta yalnız bırakmak, ödediğiniz edinme maliyetini çöpe atmak.
- Tek kreatifle dört dönemi geçirmek. Isınmadaki birine fiyat, satış haftasındaki birine hikâye anlatmak.
Sıkça Sorulan Sorular
Yıl sonu kampanyasına hazırlanmaya ne zaman başlamalıyım?
İdeali Eylül sonu veya Ekim başı. Ama Ekim'in son haftasındaysanız geç kalmış sayılmazsınız; ısınma ve kitle biriktirme için hâlâ üç haftanız var. Önemli olan, Kasım'ın son haftasına soğuk kitleyle girmemek.
Küçük bir bütçeyle son çeyrekte reklam vermeye değer mi?
Değer, ama bütçenin nereye gittiği çok önemli. Küçük bütçeyle Kasım'ın son haftasında soğuk kitleye reklam vermek büyük ihtimalle verimsiz olur. Aynı bütçeyi Ekim sonunda ısınmaya, son haftada da yalnızca sıcak kitleye harcamak çok daha iyi sonuç verir.
Efsane Cuma'da indirim yapmazsam müşteri kaybeder miyim?
Fiyata bakarak alışveriş yapan bir kısmını kaybedebilirsiniz. Ama paket, hediye ve öncelikli erişim gibi değer odaklı tekliflerle sizi zaten tanıyan kitleyi kazanabilirsiniz. Asıl soru kaç kişiye sattığınız değil, satışların ne kadar kâr bıraktığı.
2026'da indirim reklamında hangi fiyatı "eski fiyat" olarak göstermeliyim?
1 Ağustos 2026'dan itibaren mal satışlarında, indirimin başlangıç tarihinden önceki 10 gün içinde o satış kanalında uygulanan en düşük fiyat. Çabuk bozulan mallarda ve hizmetlerde indirimden bir önceki fiyat esas alınıyor. Ayrıntılar için 1 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete metnine bakın.
Kampanya sonrası Ocak ayında ne yapmalıyım?
Kasım ve Aralık'ta ilk kez alışveriş yapan müşterilere ikinci alışveriş için özel bir davet gönderin. Bu dönemde yeni müşteri kazanmaktan çok, kazandığınız müşteriyi tutmaya odaklanın; reklam maliyeti düşer, sadakat başlar.
Sonuç: bu hafta yapabileceğiniz tek şey
26 Kasım gecesi reklam paneline bakan o e-ticaret sahibini hatırlayın. Sorunu indirimin az olması değildi. Sorunu, o gece kime satacağını o gece düşünmeye başlamasıydı.
Son çeyrekte kazananlar en büyük indirimi verenler değil. Kasım geldiğinde kime satacağını bilenler. Ekim'de tanışmış, Kasım'ın ortasında izin almış, son haftada davet etmiş, Aralık'ta teşekkür etmiş olanlar.
Bu yüzden bu hafta büyük bir kampanya planı yazmayın, ajans toplantısı kurmayın, indirim yüzdesi tartışmayın.
Sadece şunu yapın: web sitenize bir "erken erişim listesi" sayfası koyun. Tek bir cümle, tek bir form, açık bir onay kutusu: "Yılbaşı kampanyamızı listedekiler bir gün önce görecek." Sonra o sayfayı her gün birkaç kişiye gösterecek küçük bir reklam açın.
Kasım'ın son haftasında o listede kaç kişi olacağını bugünden bilemezsiniz. Ama sıfır olmayacağını biliyorsunuz. Ve o gece panele bakarken, karşınızda yabancılar değil, sizi bekleyen insanlar olacak.
Kaynaklar
- Meta Business Help Center: About ad auctions
- Google Ads Yardım: About seasonality adjustments
- Resmî Gazete, 1 Şubat 2022, Sayı 31737: Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
- Resmî Gazete, 1 Temmuz 2026, Sayı 33297: Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
- 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun (mevzuat.gov.tr)
- T.C. Ticaret Bakanlığı: Türkiye'de E-Ticaret Hacmi 2025'te 4,6 Trilyon Liraya Ulaştı